Bu çalışma, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından 224K699 numaralı proje ile desteklenmiştir. Projeye verdiği destekten ötürü TÜBİTAK'a teşekkürlerimizi sunarız.
Son yıllarda sıklıkla yapılan tartışmalardan biri çocuklara yönelik sosyal medya yasağı uygulamalarıdır. Bu uygulamaların temeli ise esasen çocuk oyuncuların yaşadığı hak kayıplarına dayanmaktadır. Çocukların sosyal medya kullanımını yasaklamaya doğru evrilen süreç, çocuk oyuncu Jackie Coogan'ın oyunculuk faaliyetleri sonucu elde ettiği kazancın ebeveynleri tarafından kendisine verilmemesiyle başlamıştır. Ekran yüzü olan çocukların hak kayıplarının ve uğradıkları istismarın gün yüzüne çıktığı bu dava sonucunda Amerika'da bugün hâlâ yürürlükte olan Coogan Yasası doğmuştur.(2) Coogan Yasası, çocukların çalışarak kazandıkları gelirin ebeveynler tarafından kötüye kullanılmasını önleyici düzenlemeleriyle ekran yüzü olan çocukların istismarı bakımından öncü niteliktedir.
Günümüzde yeni medya teknolojilerinin gelişmesiyle ekranda görünen çocukların istismarı dijital ortamda da devam eder hale gelmiştir. Çocukların sosyal medya hesaplarında tıpkı birer çocuk oyuncu gibi kullanılması, onların da en az çocuk oyuncular kadar hukuk düzleminde korunmasını gerektirmiştir. Pek çok ülke hukukunda(3) çözüme kavuşturulmaya çalışan bu soruna ilişkin ilk kapsamlı regülasyon Avustralya'da 2021'de yürürlüğe giren Online Safety Act olarak kabul edilebilir. İlgili kanunda 2024 yılında yapılan değişiklikle, on altı yaş altındaki çocukların sosyal medya platformlarında hesap açması yasaklanmıştır. Sosyal medya platformlarına, on altı yaş altı kullanıcıların hesap açmasını önlemek için "reasonable steps" olarak ifade edilen "makul önlemleri" alma yükümlülüğü yüklenmiştir. Diğer bir ifadeyle Kanun, on altı yaşın altındaki çocukların hesap açmasını engelleyecek teknik önlemlerin, sosyal medya platformları tarafından geliştirilmesi gerektiğini düzenlemiştir.(4)
Avustralya'daki düzenlemeden sonra Türkiye'de 04.03.2026 tarihli Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (Tasarı) kapsamında, 5651 sayılı Kanun'da bazı değişiklikler yapılmasına ilişkin öneriler kanun koyucuya sunulmuştur.(5) Tasarı'nın gerekçesinde, çocukların siber zorbalık, zararlı içeriklere maruz kalma ve dijital bağımlılık gibi risklerden korunabilmesi için dijital ekosistemde çocuk güvenliğinin merkeze alınarak bir koruma kalkanı oluşturulması gerektiği ifade edilmektedir. Bu nedenle on beş yaşını doldurmamış çocuklara sosyal medya yasağı getirilmesi, on beş yaş üstü çocuklar için ise yetişkinlerden ayrıştırılmış güvenli hizmet sunumunun zorunlu kılınması öngörülmektedir. Tasarı'da yalnızca sosyal ağ sağlayıcılara değil, oyun sağlayıcılara da birtakım yükümlülükler getirilmiş; ebeveyn kontrol araçlarının sunulması ve oyunların yaş kriterlerine göre derecelendirilmesi düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerle amaçlanan ise dijital ortamın çocuklar için güvenli, şeffaf ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulmasıdır.
Tasarı'da yaş sınırı getirdiği madde incelendiğinde, çocukların fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimlerinin dijital ortamdaki zararlı içeriklerden ve istismardan korunması amacıyla on beş yaşını doldurmamış çocukların sosyal ağ sağlayıcılarına kaydolmasının önlenmesi öngörülmektedir. Sosyal ağ sağlayıcılara, ebeveynlerin çocuklarının hesap ayarlarını yönetebileceği mekanizmalar sağlama yükümlülüğü getirilmiştir. Düzenleme, Avustralya'daki yaş sınırı hükmüyle paralellik göstermektedir. Her iki ülkede de sosyal medya yasağına ilişkin yaş sınırı belirlenirken medeni hukuk çerçevesinde aranan erginlik yaşı tercih edilmemiştir.(6) Her ne kadar Türk Medeni Kanunu m. 11 uyarınca on beş yaşını doldurmuş çocuğun mahkeme kararıyla ergin olması mümkünse de kanun tasarısında yaş sınırının belirlenme gerekçesinin bu olduğuna ilişkin bir ibare yer almamaktadır. Bu durumda Türkiye'deki düzenlemenin getirdiği yaş sınırında hangi ölçütlerin esas alındığı sorusu gündeme gelmektedir; zira tıp biliminin ortaya koyduğu veriler orta adolesan döneminin on altı yaşına kadar sürdüğünü göstermektedir.(7) Orta adolesan dönemi tamamlanana kadar çocukların sosyal onay ihtiyacına daha duyarlı olduğu, riskli davranışlara daha açık olduğu ve siber zorbalık baskısına daha fazla maruz kalabildiği kabul edilmektedir.(8) Kaldı ki General Data Protection Regulation (GDPR) madde 8 uyarınca bir çocuğa ait kişisel verilerin işlenmesi, çocuğun en az 16 yaşında olması hâlinde hukuka uygun kabul edilmektedir.(9) Devletler daha düşük bir yaş sınırı öngörebilse de bu yaş on üçün altına indirilemez. Türk Medeni Kanunu çerçevesinde ayırt etme gücüne ilişkin bir yaş sınırının belirlenmemesinin sebebi, ayırt etme gücünün varlığının her somut olay özelinde değerlendirilmesi gerekliliğidir.(10) Bu durumda sosyal medyanın doğurduğu risklerin henüz orta adolesan dönemini tamamlamamış bir çocuk tarafından anlaşılabilmesi güçtür. Ayırt etme gücü bulunmayan, davranışlarının anlamını, nedenlerini ve hukuki sonuçlarını kavrayamayan on beş yaşındaki bir çocuğa sosyal medyanın riskli dünyasında alan açılması tehlikeli görünmektedir.
Kanun koyucu, bu tehlikeyi bertaraf edebilmek amacıyla sosyal medya sağlayıcılarına on beş yaşını doldurmuş çocuklar için ayrıştırılmış hizmet sunma zorunluluğu getirmektedir. Bu kapsamda ebeveyn kontrol araçları üç başlık altında sıralanmıştır: hesap ayarlarının kontrol edilmesine ilişkin mekanizmalar, satın alma, kiralama ve ücretli üyelik gibi işlemlerin ebeveyn iznine tabi kılınması ve kullanım süresinin izlenmesi ile sınırlandırılmasına yönelik araçlar. Bu kontrol araçlarının bir kısmı hâlihazırda iPad gibi bazı teknolojik cihazlarda bulunmasına rağmen ebeveynler tarafından her zaman tercih edilmemektedir.(11) Mevzuatla bunun zorunlu hâle getirilmesi önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durumda ebeveyn veya bakım verenlerin başvurabileceği dolaylı yolların nasıl engelleneceği belirsizdir. Özellikle 0-6 yaş aralığında okuma yazma bilmeyen çocuklar sosyal medya uygulamalarını ebeveynleri veya bakım verenleri aracılığıyla kullanmaktadır. Çoğu zaman sosyal medya hesabı doğrudan ebeveyn tarafından çocuk adına açılmaktadır. Tasarı'nın yasalaşması hâlinde ebeveyn ya da bakım veren tarafından açılan sosyal medya hesaplarının bu düzenlemeye tabi olmaması, çocuğun ebeveyn kontrol mekanizmasına takılmadan sosyal medyayı bir yetişkin gibi kullanabilmesine yol açabilecektir.
Çocuk influencerlar bakımından da durum benzer niteliktedir. Çocuk influencerlar adına açılan sosyal medya hesapları çoğu zaman ebeveyn veya bakım veren tarafından çocuğun adı kullanılarak açılmaktadır.(12) Çocuğun hesaba erişimi ebeveynin inisiyatifine bırakılmaktadır. Bu durumda çocuk, hesabın sahibi ebeveyn olduğu için ebeveyn kontrol mekanizmasına da takılmayacaktır. Tasarının önemli eksiklerinden biri, düzenlemenin yalnızca çocuk sosyal medya kullanıcısı üzerinde şekillenmiş olmasıdır. Oysa sosyal medyada çocuk kullanıcı kadar çocuk influencerlar da bulunmaktadır ve istismar ile kişilik hakkı ihlallerine en sık maruz kalan grup da çoğu zaman bu çocuklardır. Çocuğun görüntüsü veya sesi, bilgisi dahi olmadan mahrem nitelikte paylaşılabilmekte; bu durumda dijital ayak izinin silinmezliği, dijital çocuk kaçırma ve siber zorbalık gibi riskler ortaya çıkmaktadır.(13) Tasarı kapsamına yalnızca sosyal medya hesabı kullanıcısı çocukların girmesi, çocuk influencerların durumunu bir kanun boşluğu hâline getirmektedir.
Tasarı kapsamında sosyal ağ sağlayıcılara yüklenen yaş doğrulama ve yüz tanıma sistemleri bakımından da bir boşluk bulunduğu söylenebilir. Düzenleme, Avustralya'daki modele benzer şekilde yaş doğrulama temelli ve sosyal ağ sağlayıcının sorumluluğunu artıran niteliktedir. Ancak yaş doğrulama sistemleri her iki düzenleme bakımından da risk taşımaktadır; zira yüz tanıma sistemleri çocukların kişisel verilerinin kontrolsüz biçimde işlenmesi tehlikesini ortaya çıkarmaktadır. Çocukların özel hayatına ilişkin bilgilerin ele geçirilmesi, çevrimiçi mahremiyetlerinin korunamaması durumunda çocuğun porno içeriği, dolandırıcılık gibi amaçlarla kullanılmasına sebep olabilmektedir.(14) Online Safety Act kapsamında bu risk, internet ortamında kullanıcıların, özellikle çocukların, güvenliğini sağlamakla görevli bağımsız bir kamu otoritesi olan eSafety Commissioner'a bırakılmıştır. Komisyon, sosyal medya yasağının denetiminin yanı sıra yaş doğrulama önlemlerinin yeterliliğini incelemekle de görevlidir. 5651 sayılı Kanun'da yapılması öngörülen değişiklik tasarısında ise yalnızca "Kurumun denetim etkinliğinin artırıldığı" ifadesine yer verilmiştir. Bu denetimin kapsamına, yaş doğrulama sırasında çocukların kişisel verilerinin tehlikeye atılması riskinin girip girmediği ve bu ihlallerin nasıl önleneceğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
Tasarıya ilişkin riskli görülebilecek bir diğer husus, genel yaklaşımın yasaklayıcı nitelikte olmasıdır. Sosyal medya pek çok risk barındırmakla birlikte önemli faydalar da sunmaktadır. Sosyal medyanın gençler için kimlik gelişimi, akran ilişkileri, bilgiye erişim ve sosyal destek açısından olumlu etkileri olduğu kabul edilmektedir.(15) Bu nedenle konuya ilişkin düzenleme yapılırken menfaat dengesinin gözetilmesi önemlidir. Sosyal medya yasağı gibi genel kullanıma yönelik, çocuğun ayırt etme gücünü ve gelişim basamaklarını dikkate almayan müdahalelerin ölçülülüğü tartışmalıdır. Genel yasaklama eğilimi, yalnızca zararlı içeriklere değil, çocuğun gelişimine katkı sağlayabilecek bilgilere erişimi de zorlaştırabilir. Bu nedenle sosyal medya bilincinin ve dijital okuryazarlığın geliştirilmesi amacıyla genel yasaklama yerine güvenli dijital ekosistem tasarımı ve etkili içerik moderasyonunun sağlanması daha yerinde bir yaklaşım olabilir.
Toparlamak gerekirse; 04.03.2026 tarihli Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kapsamında, 5651 sayılı Kanun'da bazı değişiklikler yapılmasına ilişkin sunulan öneriler, dijital ortamda çocuğun korunmasına yönelik önemli bir adımdır. Ancak Tasarı'nın genel yasaklayıcı yapısı çocukları yalnızca zararlı içeriklerden uzak durmasına değil, faydalı içeriklerden yararlanmamasına da sebep olabilir. Bu bağlamda sosyal medya yasağı uygulamalarında çocuğun ayırt etme gücü ve gelişim durumu dikkate alınarak menfaat dengesini kurmak önemlidir. Diğer taraftan, Tasarı'da yer alan düzenlemeler sosyal medya kullanıcısı çocuğa yöneliktir. Oysa ki çocuk influencerlar, sosyal medya uygulamalarından belki de sosyal medya kullanıcısı çocuktan daha fazla zarar görmekte, kişilik hakkı başta olmak üzere pek çok menfaatleri zedelenmektedir. Bu durum aynı zamanda Tasarı'da yer alan ebeveyn kontrol mekanizmalarının etkinliğine ilişkin de soru işareti oluşturmaktadır; zira çocuk influencer hesaplarında olduğu gibi, on beş yaş altı veya on beş yaş üstü çocuğa ilişkin hesap ebeveyn tarafından açılarak çocuğun kullanımına sunulabilmektedir. Bunun önüne geçmek için öngörülen yüz tanıma sisteminde ise çocukların verilerinin kontrol dışı işlenmesinin önüne nasıl geçileceği Tasarı'da yer almamaktadır. Bu bakımdan Tasarı her ne kadar çocuğun dijital istismarının önüne geçebilmek için önemli bir gelişmeyse de pek çok soru işaretini de beraberinde getirmektedir.
Dipnotlar
(2) Maggioni C. Casseus, Mom's Social Media Account Featuring Her Kids: New York's Amended Coogan act Exemplifies The Methos To Regulate Parental Exploitation (2024) 52(3) Hofstra Law Review, 756.
(3) Franziska Köhler-Dauner and others, Digital Chilg Protection In Social Networks: Age Verification And Age-tiered Regulation In Europe (2025) 19(143) Child and Adolescent Psychiatry and Mental Health, 3 vd.
(4) Statutory Review Of the Online Safety Act 2021, https://www.infrastructure.gov.au/sites/default/files/documents/online-safety-act-2021-review-issues-paper-26-april-2024.pdf
(5) https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y4/T2/WebOnergeMetni/8d539628-175c-48fa-8ad8-175626af6015.pdf
(6) Terry Flew, Timothy Koskie and Agata Stepnik, Digital Policy As Problem Space: Policy Formation, Public Opinion, and Australia's Online Safety Amendment (Social Media Minimum Age) Act 2024 (2025) 0(0) Sage, 3.
(7) Orhan Derman and Şahin Antakyalıoğlu, Olgularla Çocuk Hukukuna Yaklaşım (Akademisyen Yayınevi 2020), 2.
(8) Bünyamin Ateş and Muhammet Güler, Ergenlerde Siber Zorbalığın Yordayıcısı Olarak Algılanan Sosyal Yetkinlik ve Toplumsal Kaygı (2016) 18(1) Erzincan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 399 vd.
(9) https://gdpr-info.eu/art-8-gdpr/
(10) Rona Serozan, Medeni Hukuk Genel Bölüm Kişiler Hukuku (9th edn, On İki Levha Yayınları 2022), 433; Mustafa Dural and Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II Kişiler Hukuku (25th edn, Filiz Kitabevi 2025), 57; Kemal Oğuzman, Özer Seliçi and Saibe Oktay-Özdemir, Kişiler Hukuku (9th edn, Filiz Kitabevi 2009), 49.
(11) https://support.apple.com/tr-tr/105121
(12) Daniel Richard Clark and Alisa Boguslavskaya, The Child Labor In Social Media: Kidfluencers, Ethics of Care, and Exploitation (2025) 2021(1) Journal of Business Ethics, 43.
(13) Bennet Bertenthal's Lab, Sharenting and Children's Privacy in the United States: Parenting Style, Practices, and Perspectives on Sharing Young Children's Photos on Social Media (2022) 6 Proceedings of the ACM on Human-Computer Interaction, 12.
(14) Esra Karataş, Çocukların Kişisel Verilerinin İşlenmesinde Açık Rıza ve Yaş Sınırına İlişkin Mukayeseli Bir İnceleme (2025) 16(64) TAAD, 233.
(15) Sami Şener, Sosyal Medyanın Gençlerin Düşünce ve Değerlerine Etkisi (2021) 5(3) Academic Platform, 534 vd.
Kaynakça
Ateş B and Güler M., Ergenlerde Siber Zorbalığın Yordayıcısı Olarak Algılanan Sosyal Yetkinlik ve Toplumsal Kaygı (2016) 18(1) Erzincan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi.
Bennet Bertenthal's Lab, Sharenting and Children's Privacy in the United States: Parenting Style, Practices, and Perspectives on Sharing Young Children's Photos on Social Media (2022) 6 Proceedings of the ACM on Human-Computer Interaction.
Casseus M.C., Mom's Social Media Account Featuring Her Kids: New York's Amended Coogan act Exemplifies The Methos To Regulate Parental Exploitation (2024) 52(3) Hofstra Law Review.
Clark D.R. and Boguslavskaya A., The Child Labor In Social Media: Kidfluencers, Ethics of Care, and Exploitation (2025) 2021(1) Journal of Business Ethics.
Derman O and Antakyalıoğlu Ş., Olgularla Çocuk Hukukuna Yaklaşım (Akademisyen Yayınevi 2020).
Dural M and Öğüz T., Türk Özel Hukuku Cilt II Kişiler Hukuku (25th edn, Filiz Kitabevi 2025).
Flew T, Koskie T and Stepnik A, Digital Policy As Problem Space: Policy Formation, Public Opinion, and Australia's Online Safety Amendment (Social Media Minimum Age) Act 2024 (2025) 0(0) Sage.
Karataş E., Çocukların Kişisel Verilerinin İşlenmesinde Açık Rıza ve Yaş Sınırına İlişkin Mukayeseli Bir İnceleme (2025) 16(64) TAAD.
Köhler-Dauner F and others, Digital Chilg Protection In Social Networks: Age Verification And Age-tiered Regulation In Europe (2025) 19(143) Child and Adolescent Psychiatry and Mental Health.
Oğuzman K, Seliçi Ö and Oktay-Özdemir S., Kişiler Hukuku (9th edn, Filiz Kitabevi 2009).
Serozan D., Medeni Hukuk Genel Bölüm Kişiler Hukuku (9th edn, On İki Levha Yayınları 2022).
Şener S., Sosyal Medyanın Gençlerin Düşünce ve Değerlerine Etkisi (2021) 5(3) Academic Platform.